KABLOLARA AKIM YÜKLEME ESASLARI

Verilen koşullar altında kablonun ürettiği ısı, kablo tesisatının her noktasından çevreye yayılabilmelidir ve kablonun yüklenmesi buna göre sınırlandırılmalıdır. Deneyler kabloların tablolarda verilen değerlere göre yüklenebileceğini göstermiştir.

Genellikle, akım taşıma kapasitelerini değiştirme faktörü döşenmiş kabloların değerleri standart servis koşullarındaki değerlerdir.

Yükleme Faktörü 0.7
Toprağın özgül ısı direnci 1.0 K.m/W (Nemli Toprak)
2.5 K.m/W (Kuru Toprak)
Yer Sıcaklığı 20 ºC
Kablo / sistem sayısı 1
Döşeme Derinliği 70 cm.

Verilen akım değerleri toprak altına direkt olarak döşenmiş, gerektiğinde kumla yataklanmış, ve tuğlalarla çevrelenmiş kablolar için geçerlidir. Bu durumda kablo kanalı her biri 6 metreden uzun olmayan sınırlı sayıda kablo borusu içermelidir. Ayrıca bağlama noktalarının direk güneş ışığından mümkün olduğu kadar korunduğu varsayılmıştır.

Havai hatlar için, yükleme faktörü 1.0 olmak şartıyla, sürekli yüklemeye müsaade edilir. Verilen değerler 30 ºC de açık havadaki kablolara aittir. Burada konveksiyon ve radyasyonla yayılan ısının engellenmediği, çevre sıcaklığının yükselmediği ve başka bir ısı kaynağının olmadığı varsayılmıştır. Kablo en yakınındaki duvara, zemine ve tavana en az 2 cm. uzaklıkta döşendiğinde, bu koşullar sağlanmış olur. Yan yana gelen kablolar arasındaki boşluk en az kablo çapının iki katı kadar olmalıdır. Üst üste döşenmiş kablolar arasında kablo çapının en az iki katı kadar dikey bir boşluk vardır. Kablo sistemlerinde bu 20 cm. dir. Yayılan ısı dolayısıyla artan çevre sıcaklığı gözönüne alınmalı veya uygun boşluklar ve havalandırma sağlanmalıdır.

FİBER OPTİK NEDİR ?

Fiber Optiğin Tarihçesi ve Üretimi:

Bilginin elektriksel bir sinyal halinde, mikro dalgalara dönüştürülerek uzun mesafelere iletilmesiyle başlamıştır bu sektördeki çalışmalar.Bilim adamları bu şekilde taşınan sinyallerin yüksek frekanslı bir elektro manyatik alandan geçerken karıştıklarını gözlemlemişlerdir.

Gelişmeler elektriksel dürtü veya mikrodalga ile taşıma metodunu bir kenara bırakıp elektro manyetik spektrometrenin sağ bölümünde yer alan Infra red (Kızıl ötesi) ve frekansı micro dalga”dan 10 milyon kez daha geniş olan Ultraviolet (Mor ötesi) ışınların olduğu bölgede yoğunlaşmıştır.

Sürat ve aynı anda çok daha fazla bilgiyi kayıpsız mümkün olduğunca uzağa taşımak gereksinimi bu bölgelerin önemini 20 yy ın ikinci yarısında iyice belirginleştirmiştir. Nispeten pahalı olmasına karşın, ışığın dalga modeli üzerindeki çalışmalar günümüzde, fiber optikteki gelişmeleri satelite teknolojisindeki gelişmelerin bile önüne geçirmeyi başarmıştır.

Işığın wave-guide özelliği ve farklı ortamlarda farklı hızlarda hareket etmesi, fiber optik kavramını ortaya çıkarmıştır.Bilindiği gibi ışığın havadaki hızı ile bir başka bir cisimdeki hızının oranı kırılma açısını oluşturmaktadır ki buda fiber optik kablolarının çalışma prensibini oluşturmaktadır.

Işık farklı bir ortama, düz değil de açısal olarak girecek, hız kaybedecek ve kırılacaktır. Daha sonra burdaki eğim belli bir açıya geldiğinde (bu açıya dönüm noktası açısı da denir) tam olarak kırılıp içe dönecektir. Böylece ışık içerde devamlı olarak kırılarak yol alacak ve sonunda aynı açı ile dışarı çıkacaktır. Ama işin bu kadar basit olmadığı yapılan ilk deneyde ortaya çıkmıştır.

Fiberi biraz büktüğünüzde, bu bükülme noktasından ışığın ulaştığı açı tam kırılma açısına yada diğer bir deyişle dönüm noktası açısına ulaşamadığından ışığın bir kısmının dışarı kaçtığını görürsünüz.

Dolayısıyla bu sebebten 50’ li yılların sonunda ; Verici olarak kulanılabilecek yarı iletken malzemeden elde edilen uygun ışık kaynağı : – -LASER- Buna paralel olarak alıcı görevi yapacak yarı iletken fotodiyotlar geliştirildi.

70’lerde zayıflama değeri iletim olarak kullanılmaya elverişli cam elyaflarından oluşmuş iki kat fiber kullanımı diye bir terim ortaya çıkmıştır.

Işığı taşıyan core glass denilen cam bir bölme ile bunun üzerine giydirilmiş cladding denilen cam bir kılıf fiberin ana yapısını oluşturmuştur.

Cladding core”a göre daha küçük bir kırılma oranına sahiptir. Böylece kırılmadan dolayı dışarı kaçan ışınların büyük bir kısmının tekrar ortadaki bölüme geri dönmesi sağlanmaktadır.

74 yılında Corning Glass Work firmasında titania dopajlı 2-3 micron cam çekirdek ve %1 i kadar küçük kırılma indisli cladingli bir fiberle waveguide’ ın toplam çapını 300-400 micron civarında tutarak 633 nanometre de km ye 16 db in altında kayıba inilmiştir.

Daha sonraları Bell laboratuarlarında geliştirilen vapour( yada gaz) phase deposition metodu ile ışığın hiç bir pürüz ve engelle karşılaşmaması için yüksek ergime noktalı, düşük kırılma indisli saf cam silisini germaniadope ile
güçlendirerek km de 4 db kayıp değerine ulaşılmıştır.

Bu arada 80 li yılların başında yine Bell laboratuarlarında diyod lazer ömrü 1 milyon saate ulaşmıştı.

Japonyada ise bu gelişmelere ek olarak ilk uzun dalga boyunda 1.2 micrometre de 0.47 db/km gibi çok düşük kayıplı bir fiber anons edildi.

FİBERİN ÜRETİMİ

Fiberler kullanış amacına uygun olarak,mekanik, geometrik ve optik özelliklerini sağlamak amacıyla birçok değişik yöntemle imal edilmektedir.

Hemen hemen kullanılan yöntemlerin hepsinde önce bir Preform elde edilir.Bu aşağıdaki kimyasal reaksiyonla elde edilen çok yüksek saflıkta SiO2 core glass ve cladding glassdan oluşan bir kütüktür.

(Silikon tetra kloride)
SiCl4+O2 ———> SiO2+ 2 Cl2
1700 C

(Germanyum dioxide,fosfor pentoxide)
Bu reaksiyona SiCl4 ””e ( GeO2, B2O3, TiO4) gibi bileşikler eklenerek arzu edilen kırılma indisi değerine ulaşılır.Mesela %15 lik germanyum dioksit dopajı kırılma indisini %1 arttırmaktadır.Oluşan önform ilk zamanlarda fırında yüksek ısıda yumuşatılıp elle çalışılarak bir monitörde kalınlık ölçümü yapılıp fiber olarak başka bir makaraya aktarılmaktaydı. Bu işlem sırasında fiber üzerine akrilat malzemesinden plastik bir kılıf (Primary coating) geçirilir.

Buhar fazında oksitlenme günümüzde gelişerek iki ana gruba ayrıldı.

Inside vapour Oxidation Outside vapour Oxidation

Bu iki teknikte Silikon tetra kloride , Titanium tetra kloride, Germanium tetra cloride gibi yarı iletken ana reaktif maddelerin bir OH gaz yakıcısıyla raksiyona girmesinden doğacak kirliliği buhar basıncı ile azaltarak saf silika parçacıklarını (tortularını) preform denilen bir cam kurum çubuğu yada kütüğü halinde biriktirilir.
Bu metodun avantajı reaksiyon bir tüpün içinde oluşuyor ve vitrification denilen camlaşma yani silica parçacıklarının oluşması deposition ile aynı anda olmasıdır.

Önemli olan zayıflamada baskın rol oynayan, malzemenin saflığı olduğundan alev sıcaklığı, alev yüzey uzaklığı ve reaktif madde akışı gibi parametreler önem kazanmaktadır. Isıtıcı hızı,reaktif madde akışı yönünde kontrol edilir. Reaksiyon tüpünün ısıtılan bölgesinin sıcaklığı aynı ısıtıcı taşıyıcısına yerleştirilmiş olan pirometre ile ölçülür. Tipik sıcaklık bölgesi 1200-1600 C civarındadır.Isıtılan bölgede tüpün iç duvarı ile gazlar arasında heterojen bir reaksiyon meydana gelir.

Bunun sonucunda çok ince ve hemen hemen ihmal edilebilir camsı bir film oluşur. Buna ek olarak gazlar arasında homojen bir reaksiyon meydana gelir;
bu reaksiyonla silika parçacıkları oluşur. Bu parçacıklar, sıcak bölgenin ilerlediği yönde tüp duvarları üzerinde bir kurum oluşturur.

Bir sıcaklık değişimi gradyantı olan bir bölgede bulunan bir parçacık yüksek sıcaklıktaki parçacıklarla çarpışmanın bir sonucu olarak soğuk bölgelere doğru hareket eder yani termoforetik etki ile biriktirme verimi elde edilir.

FİBER OPTİK ENDÜSTRİSİNİN GELİŞİMİ

FİBER OPTİK ENDÜSTRİSİNİN GELİŞİMİ

Telefon kabloları, haberleşme sistemlerinde iletim ortamı olarak en çok tercih edilen araçlardır. Metal iletkenli telefon kabloları, son yüzyılın ortalarından itibaren kıtaları bir sinir sistemi gibi sararak temel iletişim aracımız olan konuşma sesinin elektrik sinyalleri şeklindeki iletemini sağlamaktadırlar. Yüz yıldan daha uzun bir süredir metal iletkenli telefon kabloları ve radyo linkleri ile telefon ve telgraf tüm dünyada haberleşme şebekesinin temelini oluşturmuşlardır. Zamanla iletişim tekniği günden güne teknolojik olarak iyileştirilse bile, bu sistemlerde devrim sayılabilecek bir yenilik söz konusu olamamıştır. Ancak yakın zamanda yarıiletken lazerin bulunması (1958 ….1960) ve bunun optik fiberler (özel cam elyafları) ile yeni bir sayısal iletim ortamı oluşturmasının getirdiği avantajlar iletişim teknolojisinde artı yönde köklü bir değişime neden olmuştur. Böylece elektrik sinyali şeklindeki konuşma sesi, optik sinyallere (ışık sinyallerine) dönüştürülebilmekte, insan saçının inceliğindeki fiberler üzerinden uzak mesafelere, araya az sayıda kuvvetlendirici koyarak çok az bir kayıpla iletim sağlanmaktadır.

Cam elyaflı optik kablolardan meydana gelen optik haberleşme sistemleri ilk olarak askeri amaçlara hizmet etmiş, daha sonra genel iletişim alanında kullanıma sunulmuştur. Bu sistemler, band genişliklerinin çok yüksek olmaları buna karşın zayıflamalarının çok düşük olmaları nedeni ile günümüzde yüksek hızlı bilgi iletimi, telefon haberleşmesi, video işaretinin iletimi, kablolu TV gibi sistemlerde öncelikle tercih nedenidir.

fiber1Yapı ve Iletim Prensibi

Bir fiberin kesidine baktığımızda (şekil-1) kesidi şu şekilde tanımlayabiliriz :
– Öz (Core)
– Kılıf (Cladding)
– Birincil Koruyucu Tabaka (Primarı Coating)

Öz, içinde ışığın kırılarak yolculuk ettiği, iletimin sağlandığı silindirik kısımdır. Kılıf ise özün içindeki ışığın tam yansıma prensibi ile kırılabilmesi için gerekli olan silindirik örtü tabakasıdır. En üstte bulunan tabaka koruyucu görevi yapmaktadır. Işığın öz içindeki tam yansıma ile iletiminin sağlanması için başka bir şart da özün kırılma indisinin kılıfın kırılma indisinden az bir farkla büyük olmasıdır. Sonuçta fiberin d çapında dairesel bir öz tabakası vardır ve kırılma indisi n1””dir (n1= 1.470) ve n2 kırılma indisli bir örtü tabakası ile kaplanmıştır (n2= 1.465).
Iletimde kullanılan ışığın dalga boyu 1.6 ?m ile 0.85 aralığı olan yakın kızılötesi aralığıdır. Buradan da anlaşılacağı gibi, iletim ışığı insan gözünün göremeyeceği dalgaboyları olan 850 nm, 1310 nm ve 1550 nm lerdedir. Bu dalga boylarında kayıpların minimum seviyelerde seyretmeleri optik iletimi mümkün kılmaktadır Iletim için kullanılan ışık kaynağı bir Laser diyotu veya LED tir. Alıcı ise bir Optokuplör veya Optik Detektörler ””dir.

Öz çapı genelde Single Mode (SM) Fiber için 9 mikron, Multi Mode (MM) Fiber için 50; 62.5 ve 100 mikron değerlerindedir. Kılıf ile çap 125 mikrona, koruyucu tabaka ile de 250 mikrona ulaşır. Fiberleri birbirilerinden ayırt etmek için renklendirmek gerekmektedir. Renklendirici mürekkep ile fiber çapı 260 mikron civarlarına ulaşır.

Sınıflandırma ve Iletim Parametreleri

Fiberler üretim açısından üç sınıfa ayrılırlar :

– Basamak Indisli Tek Modlu (Single Mode, SM) Fiber
Bu tip fiberlerde şekilsel olarak sinyal kaybı minimum seviyededir. Bunun anlamı sinyal kaybının çok düşük olmasıdır. Zayıflama değerleri 0.15 dß/km ” ıe düşürülmüştür ve 2 … 4 Gigabit/s iletim hızında yineleyicisiz (kuvvetlendiricisiz) yaklaşık 200 km uzaklığa iletim yapılabilmektedir. Genelde arzu edilen zayıflama değerleri 1310 nm dalgaboyunda 0.36 dß/km, 1550 nm dalgaboyunda 0.22 dß/km dir (Türk Telekom).

– Basamak Indisli Çok Modlu (Multi Mode, MM) Fiber
Öz çapı büyüktür bu yüzden gönderilen mod sayısı artmakta ve zayıflamalara neden olmaktadır. Kısa mesafelerde kullanılmaktadır. Günümüzde yerini dereceli indisli çok modlu fibere terketmektedir.

-Dereceli Indisli Çok Modlu (Multi Mode, MM) Fiber
Çok modlu fiberlerdeki büyük zayıflamaları ortadan kaldırmak için geliştirilmişlerdir. Özün ortasından kılıf tabakasına doğru kırılma indisi derece derece azalır. Dolayısıyla ışık aldığı toplam yol azaldığından fiber boyunu daha kısa zamanda alır.Kablolu TV (CATV) ve orta uzaklıkta (100 Mb/s, 15..20 km) haberleşme bağlantılarında (örneğin büyük bir gökdelende) kullanılır. Zayıflama değerleri ortalama 850 nm dalgaboyunda 3.2 dß/km, 1300 nm dalgaboyunda 0.9 dß/km” dir

FİBER OPTİK KABLO

Genel

Fiberoptik Kablo bir Telefon Kablosu olup daha çok uzak mesafelerde haberleşme amacı ile kullanılır. Bu kablolar genelde uluslararası iletişimi sağlarlar ve ana santralları birbirlerine bağlarlar yani haberleşme sistemlerinde Iletim Ortamı olarak görev yaparlar. Telefon makinesi aracılığı ile abonenin değişik ses titreşimlerinden meydana gelen sesi, aradaki kablo üzerinden aynı titreşimlerle orantılı elektrik akımı şeklinde bir vericiye (Verici Santralı) gönderilir. Burada bu elektrik sinyali optoelektronik dönüştürücü olarak çalışan yarıiletken devre elemanları ile ışık sinyallerine çevrilir ve ışıksal iletim ortamı olan fiberoptik kabloya sevkedilir. Bir elektromagnetik dalga olan ışık boşlukta 300000 km/s ”lik bir hızla yayılırken, kırılma indisi yaklaşık 1.5 olan bu daha yoğun cam ortamda yaklaşık 200000 km/s ”lik bir hızla yayılır. Işık sinyali alıcıya (Alıcı Santralı) ulaştığında yine bir optoelektronik dönüştürücü (fotodiıot) üzerinden elektrik sinyaline dönüşür. Bu şekilde alınan elektriksel sinyaller daha sonra işlenerek hat sonundaki abone telefonunun kulaklığından ses olarak algılanırlar. Iletim analog veya digital sinyallerle sağlanabilmekle beraber uzak mesafelere özellikle büyük kapasitede ve yüksek kalitede iletim amacıyla daha çok digital sistem tercih edilmektedir. Bu sinyaller belirli mesafelerde analog sistemde yükselticiler, digital sistemde ise repetörler (yineleyiciler) kullanılarak kuvvetlendirilirler. Gerek yükseltici gerekse repetörlerin giriş ve çıkışlarında alıcı ve vericilerde olduşu gibi optoelektronik çeviriciler bulunur. Günümüzde fiberoptik iletim ortamında repetörsüz olarak ulaşılan mesafe (SM Fiber)
200 km. cıvarındadır. 2 Gigabit/s iletim hızında bir tek fiberden bir anda yaklaşık 31000 konuşma yapılabilmektedir. (1 konuşma sinyali = 64 kbit/s)

Belli Başlı Tipleri

– Loose Tube : Fiberlerin tüpler içerisinde tiksotropik jel ile birlikte konumlandırılması ile gerçekleştirilir.

– Tight Buffer : Fiberin üzerine doğrudan izolasyon malzemesi uygulanarak elde edilir.

– Ribbon : Dört veya daha fazla sayıda fiberi simetrik olarak merkezlerinden geçen bir eksen doğrultusunda bir araya getirilmesidir. Fiberler özel bir reçine ile kaplanarak konumlarını korurlar.

– Slotted Core : Fiberlerin plastik malzemeden meydana gelen bir öz üzerinde açılmış yarıklara yerleştirilmesidir. Bu yarıklara Ribbon, Loose Tube veya doğrudan fiberlerin kendisi yerleştirilebilir.

Tanım

Fiberoptik kablolar genelde içerdikleri fiber sayısına ve kullanıldıklara yerlere göre sınıflandırılırlar. Türk Telekom şartnamesinde fiberoptik kabloları şu şekilde tanımlamaktadır. ÖRNEK : 10 fiberli havai veya 20 fiberli yeraltı tipi fiberoptik kablo tanımları

10-FO-H } 10 (Fiber Sayısı), FO (Fiberoptik), H (Havai Kablo)

20-FO-I } 20 (Fiber Sayısı), FO (Fiberoptik), I (Yeraltı Kablosu)

Kablo Yapısı (Türk Telekom)

Havai kablo askı teli ile diğerinden ayrılır. Ekstrüzyon (Püskürtme) yöntemi ile fiberler PBTP malzemesinden oluşturulan tüplerin içerisinde tiksotropik jel ile birlikte gevşek bir durumda konumlandırılırlar. Belirli fiber saıısına sahip tüpler SZ büküm sisteminde merkez destekleme elemanı üzerine bükülerek kablo özünü oluştururlar. Bu şekilde oluşmuş öze yeraltı kablolarında öz dolgusu tatbik edilir. Daha sonra polyester bant sarılır ve üzerine aramid iplikler uygulanır. Gerek merkez destekleme elemanı gerekse aramid iplerin görevi kabloyu geçici ve kalıcı gerilme kuvvetleri karşısında korumaktır. Bu yüzden kablo dizayn ederken kablonun dayanması gereken gerilme kuvveti değerinin bilinmesi gerekir. Aramid iplerin üzerine tatbik edilen sıcak zamk ile alüminyum ekrana daha iyi yapışmaları sağlanır. Alüminyum üzerine çekilen iç kılıftan sonra zırhlama işlemine geçilir. Zırhlama çift kat çelik bant ile yapıldığından çelik bantın iç ve dış kılıfa zarar vermemesi için iç kılıf üzerine önce yastık görevi gören bitüminli krep kağıt uygulanır. Çift kat çelik banttan sonra yine yastık görevi görecek olan bitüminli krep kağıdın ardından dış kılıf çekilir. Havai kabloda dış kılıf askı teli ile beraber belirli köprü boyutlarında uygulanır.

Karşılaştırma ve Sonuç

Fiberoptik kablo hızla artan kanal ihtiyaçlarına cevap verebilecek yüksek kapasiteli, geniş bandlı ve yüksek hızlı iletim ortamları için ideal bir çözüm oluşturmaktadır. Fiberin bakır yerine daha ucuz bir malzemeden üretilebilmesi, diyafoni olayının olmaması, dinlenemez ve dolayısıyla haber çalınamaz bir ortam olması bunların yanısıra elektromagnetik alanlardan etkilenmemesi, kablo döşemede küçük çaplı ve hafif olması, kayıp değerlerinin çok düşük olması ve bunun sonucunda az sayıda yükseltici ile uzak mesafelere erişilebilmesi fiberoptik kabloyu üstün kılan etkenlerdir. Buna karşın günümüz şartlarında mahalli dağıtım şebekesinde kullanılması abone başına maliyeti yükseltmektedir bu yüzden ağırlıklı olarak santrallar arası uzak mesafe haberleşmelerinde kullanılmaktadır. Bunun yanısıra kablolu TV sistemleri, yüksek hızda bilgi iletişimi, ses ve görüntü işaretlerinin iletimi fiberoptik kablonun kullanım alanlarıdır.
Gelecekte optimize edilecek maliyetler ve yeni tekniklerle fiberoptik kabloların aboneye kadar ulaştırılma projeleri (FTTH projesi) üzerinde ciddi çalışmalar yapılmaktadır (FTTH = Fibre To The Home). Fiberoptik iletişim konusu sağladığı büyük avantajlar ve getirdiği yeni teknoloji ile gün geçtikçe artan bir pazara sahip olmakta ve ilerisi için parlak bir gelecek vadetmektedir.

FİBER OPTİK UYGULAMALARI

kablo_fiber1Fiber optik kablo günümüzde komünikasyon alanında bir çok uygulamada kullanılmaktadır. Telefon firmaları; şehirlerarası,ülkeler arası ve okyanus ötesi telefon hatlarını bağladıklarımerkez ofisler (COs) arası komünikasyonu fiber optik kablolar ile sağlamaktadırlar.

Yakın geleceğin hedefi ise, fiberi evlere kadar yaygınlaştırıp yüksek kalite video-telefon transmisyonunu sağlamaktır.

Fiber””in ses, data ve video trafiği yüksek kapasiteli ve güvenli olması üzerinde yoğunlaşılması için temel nedenler olmuştur.

Kablolu televizyon (CATV) firmaları; fiber optik kabloları, kendi Head-end merkezlerinden, bağlı oldukları şehrin farklı konumlarına dağıtılmış Hub istasyonlarına yüksek kaliteli sinyal taşımak amacı ile kullanmaya başlamış ve çok iyi bir netice almışlardır.

Fiber optik ile televizyon sinyal kalitesi geliştirildiği gibi kullanılabilir kanal sayısıda o ölçüde attırılmış oldu. Ve Interaktif tv, ev bankacılığı, ev ofis çalışmaları vs. türü gelişmeler fiber optiğin günümüzde evimize kadar girdiğinin en büyük kanıtlarıdır.

tightFiber Optik, data iletişimi içinde ideal bir iletişim aracıdır. Çok ince bir kablo ile, çok yüksek bir data rate””de veri iletebilir, herhangi bir ofis interference sinyal bozunumuna uğramadan, dielektrik özelliği sayesinde bilgisayarlar, terminaller, workstation””lar arası güvenli interface””i sağlayabilirsiniz.

Fiber optik sayesinde kullanıcılara tehlike yaratacak zararlı Ground Current Loop etkisi şansı ortadan kaldırılmış olup böylece çok yüksek fiyatlı bilgisayar ekipmanlarınıda herhangi bir zarardan korumuş olmaktadır.

Bir çok bilgisayar terminali LAN hatlarında yüksek hızda data transferini sağlamak amacı ile FO Kabloları kullanmaktadırlar. FDDI, ATM ve SONET gibi yüksek hız data anayolları bir çok networkde backbone bağlanabilirliğini sağlamak için fiber Optiğe gerek duymaktadır.

Fiber optiğin düşük yatırım maliyetinden dolayı bir çok firma fiberi Metro politan alana kolayca döşeyebilmektedir. Böylece bu network sistemi (MANs) ile günümüz komünikasyon ihtiyaçlarının tamamı karşılanmakta olup, gelecek sistemlerede uygunluğu ile cok uzun süre geçerliliği sağlanmaktadır.

HALOJENSİZ ALEV İLETMEYEN KABLO
GENEL BİLGİ

Halojensiz alev iletmeyen (HFFR) kablolar merkezi şirket binaları, hastaneler, alışveriş merkezleri, oteller, sinemalar, yer altı metro, elektrik santralleri, yangınla ilgili merkezler gibi insanların toplandığı yerlerde yangın esnasında insan hayatının, değerli malzemelerin ve önemli belgelerin korunması için geliştirilmiştir. Yangın esnasında bu binalardaki yangın alarm sistemleri, havalandırma sistemleri, asansörler, ikaz ve yönlendirme ışıkları, kapılar en azından bir süre çalışır olmalıdır. Bundan dolayı bu sistemlerin besleme ve kontrol kabloları halojensiz (HFFR), emniyet kabloları olmalıdır.

İnsanlar ve eşyalar için yangının etkilerini azaltmayı düşündüğümüz zaman, kablonun halojensiz, düşük duman yoğunluklu, alev geciktiricili, alevi yaymayan özelliklerini hesaplamak mecburiyetindeyiz. Böylece, yer ve kullanıma göre ekonomik bir kablo yapısını tasarlayabiliriz.

Halojensiz (HFFR) emniyet kablolarının özellikleri

• Flor, klor, brom ve iyot gibi halojen elementleri içermezler.
• HFFR malzemeler yandığında zehirli gaz ortaya çıkmaz, sadece su ve karbondioksit oluşur.
• Alev iletmezler. Polietilen (PE) ve polipropilen (PP) halojensiz ancak kolay yanabilen malzemelerdir.
• Kendi kendine sönebilir. Alüminyum veya magnezyum hidroksit ihtiva eden özel bileşikler kullanılarak bu özellik sağlanır.
• Yangın esnasında duman yoğunluğu çok azdır. Bu nedenle bilhassa insan hayatının tehlikede olabileceği yerlerde kullanılır.
• Elektik iletimini önemli bir süre devam ettirir (800 ± 50 °C de 180 dakika).
• İlave olarak cam elyaf, mika ve benzeri bant ve malzemeler kullanılarak kablonun fonksiyonu FE 180/E90 seviyesine kadar yükseltilebilir.

Alev İletmeyen Halojensiz Kablolar
• Dünyadaki ve ülkemizdeki yeni teknik gelişmeler ışığında HES KABLO “Yangına Dayanıklı ve Halojensiz Kabloları” üretmektedir.
• Yangın ortamında 180 dakikaya kadar çalışmasını sürdüren, alevin kablo boyunca yayılmasını önleyen, zehirli gaz çıkarmayan, görüşe mani duman yoğunluğu bulunmayan, korozif ortam oluşturmayan halojenden arındırılmış (LSOH) HES FLARET kablolar işletme emniyetini en yüksek düzeyde güvence altına alır.
• Bu kabloların geçmişine baktığımızda; kullanımının 80’li yıllarda başladığını, son yıllardaki hukuki düzenlemelerle birlikte Avrupa ve Amerika’da özellikle insan yoğunluğunun fazla olduğu kapalı genel alanlarda ( okul, sinema, hastane, alış-veriş merkezleri v.b. ) kullanılmaları zorunlu hale getirildiğini görmekteyiz.
• Firmamız bu tür kablolar için TSEK ve VDE kalite belgelerine sahiptir.
• PVC malzemeler her ne kadar ilave katkı malzemeler ile aleve daha fazla dayanma sağlamasına karşın, bu kablolar aleve maruz kaldıklarında insan sağlığı için zararlı olan toksik gazlar üretmektedir.
• Daha önceleri kullanılan Antimon Oksit bazlı malzemeler kanserojen etkisinden dolayı yerini Alüminyum Hidroksit (Al(OH)3) ve Magnezyum Hidroksit (Mg(OH)2) tabanlı malzemelere bırakmaktadır.
• Bu kablolar; tesisat kablosu veya 0.6/1kV enerji kablosu (zırhlı veya zırhsız) olarak üretilmektedir. Ayrıca bu malzemeler XLPE izoleli kabloların dış kılıfı olarak kullanılmaktadır
• Yangın sırasında ortaya çıkacak riskleri azaltmak için geliştirilen üstün özelliklere sahip FLARET kablolar, diğer yandan PVC kabloların elektrik ve mekanik yönden bütün özelliklerine sahiptir.
• Kablolarımızda kullanılan izolasyon,dolgu ve kılıf malzemeleri kendi tesisimizde üretilebilmektedir.

Firmamızda üretilen Alev İletmeyen Halojensiz kablo tiplerinden bazıları aşağıdaki gibidir;

1. Tesisat Kabloları (300/500V, 450/750V)
• H05Z1-U, HO7Z1-U, H07Z1-R, H05Z1-K, H07Z1-K
• NHMH-J / O
• NHXMH-J / O
• NHXHX-J / O
• H03Z1Z1-F, HO5Z1Z1-F
• H03Z1Z1H2-F, HO5Z1Z1H2-F
• LIYCY

2. Alçak Gerilim Kabloları (0.6/1kV)
• N2XH
• N2XCH
• N2XRH

Halojenler flor, klor, brom ve iyot gibi elementlerdir. PVC, NR, SBR, PVDF, PTFE, FEP gibi polimer malzemelerden yapılan kablolar HALOJEN elementleri içeren kablolardır.
PE, PP, EPR, EVA, SR (Silikon) gibi malzemelerden yapılan kablolar HALOJENSİZ kablolardır. Fakat PE, PP, EPR gibi malzemeler kolayca alev alabilmektedirler. Bu tip malzemelere alev geciktirici malzemeler katılarak HFFR (Halojensiz Alev Geciktirici) tipi kablolar oluşturulmaktadır.
HFFR kabloların uygulama alanları; hastaneler, havaalanları, çok katlı binalar, alış veriş merkezleri, sinemalar, tiyatrolar, okullar; metrolar, maden tesisleri, yangın uyarı tesisleri ve alarm sistemleri v.b yerlerde kullanılmaktadır.

Alev İletmeyen Halojensiz Kabloların Testleri

1. Alev İletmeme Testi ( IEC 60332-1 / IEC 60332-3 / VDE 0472 PART 804-B /C )
HFFR kablolarda kullanılan malzemeler zor alev alır, ateşin yayılması oldukça yavaştır ve alev kesildiğinde kendiliğinden söner.
Bu test ile tek damarlı ve demet halindeki kabloların bu özellikleri kontrol edilir.

2. Yangına Dayanıklılık Testi ( IEC 60331 / VDE 0472 PART 814)
Yangın esnasında havalandırma, aydınlatma, anons sistemi, asansör, giriş çıkış kapıları ve ameliyathanelerin merkezi kontrol sistemi gibi bölümlerin çalışıyor olması çok önemlidir. Bu nedenle yangın esnasında önemli sistemleri besleyen veya kontrol eden kabloların (enerji, telekomünikasyon, data v.s. kabloları ile bağlantıları ve taşıyıcı kanallarda da dahil olmak üzere sistemin her parçası) belirli bir süre daha (bu 3 saate kadar çıkabilir) iletmesi istenir.
Bu test ile kablonun yangın altında çalışma süresi kontrol edilir.

3. Duman Yoğunluğu Testi (IEC 61034 / VDE 0472 PART 816)
Yangın esnasında insanların dumandan boğulmamaları için duman yoğunluğu belirli bir seviyenin altında tutulmalıdır.
Bu test ile HFFR kabloların duman yoğunluğu kontrol edilir.

4. Yanma Sonucu Çıkan Gazların Ölçümü ( IEC 60754-1 / 2 / VDE 472 part 813)
HFFR kablolar zehirli ve aşındırıcı gazların açığa çıkmasına neden olmaz. Bu da kapalı ortamlarda insanlar için ölümle sonuçlanan olaylara sebebiyet vermediği gibi, metalik yüzeylerin aşınmasına ve bozulmalarına neden olmazlar.
Bu durumu anlayabilmek için bu test uygulanır.

Yangin Güvenligi Kablolar Ile Baslar
Günümüzde daha güvenli enerji ve kontrol kablolarinin, insanlari ve binalari koruyabilecegi bilindiginden, Avrupa Birligi yangin yönetmeligi düzenleyicileri, yakinda gerçeklesecek olan Insaat Ürünleri Direktifi (IÜD) yoluyla yeni güvenlik standardlarini belirlemeye çalismaktadirlar
Kablolar, bir binanin toplam maliyetinde yüzde 0.5`den daha az bir miktari olusturmaktadir. Ancak, kamu güvenliginin saglanmasinda, hayati öneme sahip altyapinin korunmasinda, kisa sürede insanlarin tahliye edilmesi ve yanginla mücadelede önemli rol oynamaktadir.

Düsseldorf Havaalani, Londra`daki Charing Cross Istasyonu, Moskova Üniversitesi, Mont Blanc Tüneli ve Avusturya`daki Kaprun funikularinda (dag treni) çikan trajik yanginlar, yangin ve duman yayiliminin yikici etkilerini dramatik bir sekilde gözler önüne sermistir. Ne yazik ki, kablolar, kimi zaman, alevi, dumani ve zehirli gazlari hizla yangin alaninin çok uzagina tasiyarak, yangindan dolayi olan zararlarin artmasina sebep olabilmektedir.
Avrupa ve dünyada meydana gelen çok sayida yanginda görüldügü gibi, yanginin yayilmasina katkilarindan dolayi, kablolar genelde potansiyel bir tehlike kaynagidir. Diger taraftan, gözetleme ve uyari sistemlerini desteklemeleri, acil durum aydinlatmalari, asansörler, duman çekiciler gibi yanginla mücadele ekipmanlarin yangin anindaki fonksiyonlarini yürütebilmeleri için gerekli olan enerjiyi kesintisiz saglamalariyla yangina karsi korunmanin anahtaridir.

Günümüzde daha güvenli enerji ve kontrol kablolarinin, insanlari ve binalari koruyabilecegi bilindiginden, Avrupa Birligi yangin yönetmeligi düzenleyicileri, yakinda gerçeklesecek olan Insaat Ürünleri Direktifi (IÜD) yoluyla yeni güvenlik standardlarini belirlemeye çalismaktadirlar.

IÜD: Avrupa Insaat Sektörü Pazarini Uyumlu Hale Getirirken Kamunun Korunmasi

Bugün, dünya üzerindeki 6 milyar insanin yarisi sehirlerde yasamaktadir. Kamu güvenliginin korunmasinda uluslararasi standartlara uyulmasi, insaat sektörü için birincil öncelik haline gelmektedir. Insaat sektörü, Avrupa`daki en büyük tek ekonomik faaliyet ve sagladigi 35 milyona yakin is imkaniyla lider konumdaki isverendir. Kamunun daha fazla güvenlik talebini karsilamak ve ticaret önündeki teknik engelleri kaldirmak için, Avrupa Komisyonu, IÜD, Insaat Ürünleri Direktifini hazirlamaktadir. Diger insaat malzemelerinin % 80 ile birlikte, kablolar, yakinda, IÜD `ye dahil edilecek ve yangina karsi tepki ve dayaniklilik bakimindan gereken yeni performans seviyelerini saglamasi gerekecektir.Alsecure(r); Insanlari ve Binalari Koruyacak Yangin Güvenlik Kablolaridir PVC (Polivinil Klorid) kablolar, insaat sanayiinde halen sikça kullanilmaktadir. Yangin halinde, klorid içerikleri, akcigerleri yakabilen, betonarmeleri ve metalleri ciddi bir sekilde asindirabilen bir gaz (klorin) olarak serbest kalir. Ayni zamanda, bas dönmesi ve panige neden olabilen ve kurtarma çalismalarini ciddi anlamda engelleyen yogun bir duman olusturur. Halojensiz, Yangina Tepki kablolari az miktarda korosif gaz üretir. Büyük miktarlarda karbon monoksit veya yogun/opak bir duman üretmeden yanar.Öte yandan, Yangina Dayanikli kablolar, asiri yangin kosullari altinda islevini sürdürmeye devam eder. Yangina karsi tepki ve dayaniklilik bakimindan, tüm gereksinimleri yerine getirir.Yangina Karsi Tepki Yangina karsi tepki, bir kablonun tutusma ve ates alma kabiliyeti, yani yanginin büyümesine olan katkisi ile iliskilidir. Halojensiz olduklarindankablolarinin PVC kablolarina nazaran iki büyük avantaji vardir:
. Yanginin yayilmasini büyük ölçüde geciktirir böylece tahliye ve yanginla mücadele için zaman kazandirir.
. Yangin ile iliskili ölümlerin baslica nedeni olan opak duman ve gazlarin ekipmanlara, yapisal elemanlara verecegi hasari minimuma indirir

Yangina Dayaniklilik

Avrupa Birligi, IÜD, Insaat Ürünleri Direktifi`nde henüz taslak niteliginde yer alan ve kablolar için olusturulan yeni siniflandirma sistemine göre ,yangina dayaniklilik, zaman geçtikçe sergilenmesi gereken performans seklinde ifade edilir. Kablolar, bir yangin süresince çalismaya devam etme süreleri olan 15, 30, 60, 90 veya 120 dakika ile bes kategori altinda siniflandirilirlar. kablolari, geleneksel kablolardan çok daha uzun süreler islevlerini devam ettirerek, kritik önem tasiyan tahliye ve yanginla mücadele sistemlerinin kesintisiz çalismalari boyunca gerekli enerjiyi iletmeye devam eder. Bu ekipmanlar, video kameralar, acil durum aydinlatmalari, kamu anons sistemleri, alarmlar, asansörler, su püskürtücüleri, duman havalandirma, yanginla mücadele ekipmanlaridir., Bugün ve Yarin Için Gerek Duyulan Ihtiyaçlar Karsilamak Amaci Ile yanginda Güvenilen Kablo Çesitleri daha üstün yangin güvenligi için yillardir halojensiz, alevi ve yangini geciktirici (HFFR) enerji ve kontrol kablolari gelistirmekte ve tedarik etmektedir. Yangin esnasinda duman, gaz ve alev yayilimini önemli ölçüde azaltacak teknoloji ile kablo performansini sürekli olarak gelistirme çalismalari sonucunda kablo çesitleri, yangina karsi tepki ve dayaniklilik bakimindan en yeni teknolojileri içerir.

Bu kablolar yalnizca kamuyu ve altyapiyi korumakla kalmayip, ayrica gelecekte Avrupa Birligi bünyesindeki IÜD, Insaat Ürünleri Direktifi`ne önceden uyum saglamamiza imkan tanir. Mühendislik ve insaat firmalari için kamu güvenligini arttirirken bir yandan da yangin esnasinda ekipmanlarin karsi karsiya kaldigi korosif tehlikeyi azaltir. Projelerinize ek deger katar ve firmalarin dünya çapinda yatirimlara imza atmasinda katkida bulunur. kablolari, okullardan tiyatrolara, bankalardan çok katli binalara ve toplu ulasim alanlarina (metrolar v.bs.) her bina türüne ve her türlü yangin güvenlik sartlarina adapte edilen belirgin uluslararasi standardlara sahiptir. Ayrica, bilgisayarlari ile ag,merkezlerini ve diger hassas ekipmanlari da güvenle korur.

Kablolarinin Sizlere Sagladiklari

. Konutlar, endüstriyel binalar ve kamu binalari için genis alçak gerilim enerji, kontrol ve haberlesme kablosu seçenekleri.
. Yangina karsi üstün bir müdahale, böylelikle metro, tünel ve çok katli binalar gibi hassas kamu alanlarinda yanginin yayilmasini sinirlandirma.
. Yogun duman olmaksizin insanlarin tahliye edilmesine, video gözetim, güvenlik alarmlari gibi güvenlik sistemlerinin yangi esnasinda çalismasina saglar.
. Halojensiz malzemeler nedeniyle düsük duman emisyonu, böylece tahliye ve yanginla mücadele islemlerinde daha iyi bir görüs mesafesi yaratma kabiliyeti.
. Ekipman ve çelik/beton yapilara minimal korosif hasar böylelikle pahali yenileme, temizleme ve ikincil kirliligin azaltilmasi.